Neden ölümden sonra bir yaşam var ki?

Merhaba,

İnsanlığın önünde çözemediği ve büyük ihtimalle hiç çözemeyeceği bir sır var: ÖLÜM. Evet büyük harflerle yazıldığında daha korkunç olduğunu biliyorum. Bu sır perdesi insanın kendisini bildiğinden beri aralamak istediği bir gerçek. Herkes bir gün ölecek ama buna manevi olarak değil de maddi olarak bakarsak sizce biraz daha rahatlayabilir miyiz?

Doğada ilk yaşamdan bu yana bildiğimiz bir şey var; bazıları doğar, bazıları ölür. Bu, doğadaki hassas dengeyi sağlamak için gerekli. Hiç kimsenin ölmediği bir dünya hayal edilemez çünkü doğa buna müsaade etmez. Velev ki etti o zaman zaten dünyada hayat düşünülemezdi. Her yerde karmaşıklık, her yerde türlü sorunlar baş gösterirdi. Peki ya dünya nüfusu ne kadar olurdu? Ademle Havva’yı görüp göremeyeceğinizden emin değilim ama “Population Reference Bureau“nun araştırması sayesinde dünya nüfusunun yaklaşık 100,000,000,000 olacağından eminim.

Çin'de Kalabalık Bir Kumsa:

Siz henüz bir zigot bile olmadan önce hiçtiniz, hepimiz öyleydik. Biz canlılar, bilincimiz yani beynimizin dıştan gelen olaylara açık olması ve etkilendiğimiz faktörlere göre karar verebilme, hayatta kalabilme yetimiz varsa “yaşarız”. Annenizin karnına düşmeden önce ya da hala oradayken hatırladığınız bir şey var mı? Hayır çünkü bu biyolojik olarak mümkün değil. Peki ya öldükten sonra bir şey hatırlayacak mıyız? Cevabı biliyorsunuz.

Dinlere ve felsefelere yakından baktığımızda yaşamdan öncesinden çok, sonrasına odaklanırlar çünkü insanlar için nereden geldikleri o kadar önemli değil, nasıl olsa bir şekilde geldiler. Asıl önemli olan bundan sonra nereye gittikleri, sevdikleri insanlara ölünce ne olduğu, kendilerini neyin beklediği. İşte sorun burada başlıyor. Bunu kendimize bir türlü yediremiyoruz. (Dediğim konuyla ilgili harika bir film var, izlemenizi öneriyorum keyifli bir film: Yalanın İcadı)Bir canlı olarak ele alındığımızda bir kedi, köpek veya kuştan farksızız. Onlar ölünce hiç kimse endişelenmiyor da bizden birisi ölünce neden sonsuzluk seneryoları çiziyoruz?

“Herkes cennete gitmek ister ama hiç kimse ölmek istemez”, ne güzel söylemiş Joe Louis. Haklı da çünkü herkes içten içe ne olacağını düşünüyor, özellikle ölüm yaklaşınca bu da 60-70li yaşlara tekabül ediyor, ne yazık ki bazılarımız bu yaşları bile tadamıyor.

Evrimci bir yaklaşımla baktığımız zaman, ölümün olması gereken bir şey olduğunu görüyoruz. Olmalı ki türler sürekli yeni nesillere sahip olup, yenilensin. Mesela, yavaş koşan ceylanın ölmesi gerek ki hızlı ceylanlar üreyip yeni hızlı türler oluştursun. Deniz aygırlarının birbirleriyle bazen bir taraf ölene kadar mücadele etmesi gerek ki güçlü olan taraf üreyip, daha güçlü deniz aygırları dünyaya getirsin.

Tate Sergisinden Bir Görüntü

Ölümün amacını kavradık sayılır. Şimdi de öldüğümüzde gerçek anlamda neler olduğuna göz atalım.

  1. Dolaşım Durur: Kalp atmaz hale gelir.
  2. Solunum Durur
  3. Tüm refleksler ortadan kalkar.
  4. Kaslarda birincil gevşeme (primer muscular flaccidity)
  5. Gözlerde değişiklikler meydana gelir.
  6. Deri elastisitesinin ve yarı saydamlığının kaybı
Yukarıdaki konularda daha geniş bilgi için tıklayın.
Azot Döngüsü
Gerçekçi olursak, doğadaki yerimiz şu doğarız, yaşarız, üretiriz, tüketiriz, üreriz ve ölürüz. Yukarıda depikte edilen resimdeki döngüde yerimizi alırız. Benim görüşüme göre buna ilahi ya da madde üstü bir güç karıştırmaya gerek yok. Ölüm gerçektir ve olması gereklidir. Bunu bilerek yaşarsanız, eminim, çevrenize daha duyarlı olacak, yaşadığınız için ne kadar şanslı olduğunuzu anlayacak, ilk ve tek yaşamınızı kaliteli hala getirmek için çaba göstereceksiniz. Dünyadaki yerinizi anlayacaksınız, canlılarla ve doğayla aslında ne kadar iç içe olduğunuzu fark edeceksiniz. Bu mükemmel bir duygu! Evet ölümden sonra muhtemelen başka bir yaşamınız olmayacak ama bugün varsınız, bu yazıyı okuyorsunuz. Dışarı çıkın ve hayallerinizi gerçekleştirin :)
Reklamlar

3 Yorum on “Neden ölümden sonra bir yaşam var ki?”

  1. kumbi dedi ki:

    Dünyada her şey matematik olsaydı din diye şey olmazdı; insanları anlamak zor.
    bkz: http://wp.me/pQ9El-2Y

  2. kx dedi ki:

    Evrim devrim ve nihayet büyük başlangış için bir son.
    Sayın evrimci devrimci ve bilimci geçinen insanlar. hiç düşünmezmisiniz bu dünyada ve daha uzak galaksilerde bir ahengin olduğunu. eğer tanrı iki olsaydı ortalık toz duman olurdu. daha basit indirgersek aklımız yani beynimiz iki tane olsaydı ne yapacağımızı şaşırırdık. gerçekten sizleri var eden büyük ressamı o küçüçük aklınızla göremiyorsanız sizlere gerçekten acımak gerekiyor çünki ölümden sonra ne olacağını beğenmediğiniz dinler size reçete bir kullanma kulavuzu gibi önünüze getiriyorki keşke demeyesiniz diye.ama kalpleri ve gözleri mühürlenmiş insanlar gerçekleri göremez. tanrıyı gözüyle göreceğini zanneder veya görmeye çalışır. eğer tanrı gözle görülseydi bizim ondan ne farkımız kalırdı.bu dünay bir oyuncak asıl mesele neden varız ve nereye gidiyoruz. kaç milyar insan gelip geçti bu dünyadan senin o ufacık aklından uydurduğun ve kutsallaştırdığın bilimin evrimin ne yapabildi koca bir hiç. onun için etrafınızda ki resimlere iyi bakın tanrı sizin onu akıl gözünüzle görmesini istiyor. ister kabul et ister kabul etme nihayetinde hepimiz ölümlü birer varlığız. sonsuzluğa açılan bir kapıdan geçiyoruz şu kısa hayat sizi aldatmasın. gerçek kurtuluş Allah’a inanmaktan ibarettir. inanmayan ve imansız gidenlerin vay haline….

    • Burak dedi ki:

      Merhaba kx,
      İlk olarak aşağılayıcı tavrınızdan ötürü gerçekten üzgünüm. Bunu sizin özgüven eksikliğinize ve delil yetersizliğinize bağlıyorum, keza böyle davranarak düşüncelerimi bastırma yoluna gittiğinizi açık bir şekilde görebiliyorum.
      Evrim, devrim ve bilim kavramlarının anlamanı ne düzeyde biliyorsunuz, bundan emin değilim fakat hiçbirisini anlamadığınız çok açık. Bu ahenk neden var? Neden uzayda asılı kalabiliyoruz? Bunları anlayamamanız benim sorunum değil, muhtemelen aileniz yeterince eğitimli değildi veya lisede hocalarınız bu konulardan bahsederken siz kareli defterinizde kareleri saymakla meşguldünüz. Bunları anlayamıyor olmanız, hemen kesip atıp olayın içine ilahi bir varlığı çekip bütün problemleri çözmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Evren gerçekten muazzam fakat kusursuz değil.
      Siz tanrıyı nasıl tanımlarsınız, her şeye kadir, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten. Benim size sorum şu bütün bu özellikleri barındıran ve evrendeki bu “düzeni” sağlayan tanrının bir eşi daha olduğunda onunla anlaşamayacağını mı söylüyorsunuz eğer böyleyse sizin tanrınız şımarık bir ilkokul kızını anımsatıyor.
      Bilim, evrim ne yapabildi? Koca bir hiç? Bilimin size sunduğu bir ekrandan, bilimin size sunduğu bir aracıyla bana bu mesajı yazıyorsunuz ve hala bunun koca bir hiç olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bilim, biz Ay’a ayak bastığımızda oradaydı, dünyanın yaşını hesaplarken, Nil’in taşma süresini hesaplarken, Newton’ın kafasına elma düşerken oradaydı. Etrafınıza bir bakın kx, bana size bilimin sunmadığı bir obje gösterin.
      Sonuç şu ki kx, sahip olduğunuz değerli sorgulamaktan korkmayın ve bunu gerçekten yapın. Bugün her ikimizde Hintli olsaydık, şu anda bana Nirvana’ya ulaşmak için yapmam gerekenler hakkında vaaz veriyor olurdunuz. Düşünün bir!


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s